Arşivde Bulunan Toplam Özelge Sayısı: 3638

Adi ortaklık payının kısmi bölünme işlemine konu edilip edilmeyeceği hk.

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)


Sayı
:
62030549-125[19-2013/100]-1507
17/09/2013
Konu
:
Adi ortaklık payının kısmi bölünme işlemine konu edilip edilmeyeceği.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketinizin aktifinde iki yılı aşkın süredir yer alan adi ortaklık payının Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 19 uncu maddesinde belirtilen kısmi bölünme hükümleri çerçevesinde devrinin mümkün olup olmadığı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Devir, Bölünme, Hisse Değişimi" başlıklı 19 uncu maddesinde;
            "3) Aşağıdaki işlemler bölünme veya hisse değişimi hükmündedir:
            ...
            b) Kısmî bölünme: Tam mükellef bir sermaye şirketinin veya sermaye şirketi niteliğindeki bir yabancı kurumun Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilcisinin bilânçosunda yer alan taşınmazlar ile en az iki tam yıl süreyle elde tutulan iştirak hisseleri ya da sahip oldukları üretim veya hizmet işletmelerinin bir veya birkaçını kayıtlı değerleri üzerinden aynî sermaye olarak mevcut veya yeni kurulacak tam mükellef bir sermaye şirketine devretmesi, bu Kanunun uygulanmasında kısmî bölünme hükmündedir. Ancak, üretim veya hizmet işletmelerinin devrinde, işletme bütünlüğü korunacak şekilde faaliyetin devamı için gerekli aktif ve pasif kalemlerin tümünün devredilmesi zorunludur. Kısmî bölünmede devredilen varlıklara karşılık edinilen devralan şirket hisseleri, devreden şirkette kalabileceği gibi doğrudan bu şirketin ortaklarına da verilebilir. Taşınmaz ve iştirak hisselerinin bu bent kapsamında devrinde, devralan şirketin hisselerinin devreden şirketin ortaklarına verilmesi halinde, devredilen taşınmaz ve iştirak hisselerine ilişkin borçların da devri zorunludur.
            ...
            (4) Bu maddeye göre yapılacak bölünmelerde aktifi ve pasifi düzenleyici hesaplar, ilgili olduğu aktif veya pasif hesapla birlikte devrolunur..." hükmü yer almaktadır.
            Diğer taraftan, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "5.6.2.2.2. İştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri" başlıklı bölümünde;
            "Maddede yer alan "iştirak hisseleri" deyimi, menkul değerler portföyüne dahil hisse senetleri ile ortaklık paylarını ifade etmektedir.
            Bunlar,
            -Anonim şirketlerin ortaklık payları veya hisse senetleri (Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım ortaklıkları hisse senetleri dahil),
            -Limited şirketlere ait iştirak payları,
            -Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komanditer ortaklarına ait ortaklık payları,
            -İş ortaklıkları ile adi ortaklıklara ait ortaklık payları,
            -Kooperatiflere ait ortaklık payları
            olarak sıralanabilir..." açıklamalarına yer verilmiştir.
            Bu hüküm ve açıklamalara göre, Şirketinizin aktifinde en az iki tam yıl süreyle tutulan ve iştirak hissesi kapsamında bulunan adi ortaklık payının Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinde yer alan şartların sağlanması kaydıyla kısmi bölünme işlemine konu edilmesi mümkün bulunmaktadır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.


(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Şirket bünyesinde faaliyet gösteren toptan satış işletmesinin kısmi bölünme yoluyla mevcut yada yeni kurulacak şirkete ayni sermaye olarak konulması hk.

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)


Sayı
:
62030549-125[19-2012/357]-1516
18/09/2013
Konu
:
Şirket bünyesinde faaliyet gösteren toptan satış işletmesinin kısmi bölünme yoluyla mevcut yada yeni kurulacak şirkete ayni sermaye olarak konulması

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, her türlü hazır giyim, kuşam, aksesuar gibi tekstil ürünlerinin ithali, satışı, toptan satışı ve dağıtımı ile iştigal eden şirketinizin toptan satış ve perakende satış işletmesi olarak iki dağıtım kanalının bulunduğu, perakende işletmelerinizin ürünleri doğrudan tüketiciye sattığı, toptan satış işletmenizin ise ürünleri yetki tanınmış satıcılar ile çok katlı büyük perakende satış mağazaları gibi iş ortaklarına satan peşin siparişe dayalı bölüm olduğu ve daha az stok riski taşıdığı ancak iş ortaklarına ilişkin kredi riski taşıdığından etkin kredi kontrol operasyonuna sahip olduğu belirterek şirket açısından daha efektif bir yönetim anlayışı getireceği düşüncesiyle iki bölümün kontrolünün ve raporlanmasının tamamen ayrı sağlanması için gerçekleştirilmesi planlanan yeniden yapılandırma işlemleri çerçevesinde şirket bünyesinde faaliyet gösteren toptan satış işletmesinin  kısmi bölünme yoluyla  yeni kurulacak veya mevcut bir şirkete ayni sermaye olarak konulmasının Kurumlar Vergisi Kanunu açısından mümkün olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde,
             "Kısmî bölünme: Tam mükellef bir sermaye şirketinin veya sermaye şirketi niteliğindeki bir yabancı kurumun Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilcisinin bilânçosunda yer alan taşınmazlar ile en az iki tam yıl süreyle elde tutulan iştirak hisseleri ya da sahip oldukları üretim veya hizmet işletmelerinin bir veya birkaçını kayıtlı değerleri üzerinden aynî sermaye olarak mevcut veya yeni kurulacak tam mükellef bir sermaye şirketine devretmesi, bu Kanunun uygulanmasında kısmî bölünme hükmündedir. Ancak, üretim veya hizmet işletmelerinin devrinde, işletme bütünlüğü korunacak şekilde faaliyetin devamı için gerekli aktif ve pasif kalemlerin tümünün devredilmesi zorunludur. Kısmî bölünmede devredilen varlıklara karşılık edinilen devralan şirket hisseleri, devreden şirkette kalabileceği gibi doğrudan bu şirketin ortaklarına da verilebilir. Taşınmaz ve iştirak hisselerinin bu bent kapsamında devrinde, devralan şirketin hisselerinin devreden şirketin ortaklarına verilmesi halinde, devredilen taşınmaz ve iştirak hisselerine ilişkin borçların da devri zorunludur."
            hükmü yer almaktadır.
             Söz konusu maddenin uygulamasında, taşınmazlar, en az iki tam yıl süreyle elde tutulan iştirak hisseleri ile üretim veya hizmet işletmelerinin kısmi bölünmeye konu edilecek varlıklar olarak sayıldığı görülmektedir.
            Diğer taraftan 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 19.2.2.1. bölümünde  "Üretim veya hizmet işletmelerinin devrinde, işletme bütünlüğü korunacak şekilde faaliyetin devamı için gerekli aktif ve pasif kalemlerin tümünün devredilmesi zorunludur." denilmekte olup aynı tebliğin ""19.2.2.1.3." bölümünde ise "Üretim ve hizmet işletmelerinin belli bir kısmının sermaye şirketlerine ayni sermaye olarak konulması mümkün olmayıp işletme bütünlüğünün korunması gerekmektedir."  açıklamalarına yer vermiştir.
            Dolayısıyla, anılan düzenlemelerin temel amacı şirketlerin yeniden yapılanma yoluyla verimlilik ve karlılıklarını artırmalarına imkan sağlamak olduğundan kısmi bölünmenin bir üretim tesisinin veya hizmet işletmesinin parça parça elden çıkarılması sonucunu doğurmaması ve işletme bütünlüğünün korunması gerekmektedir.
             Bu hüküm ve açıklamalara göre, her türlü hazır giyim, kuşam, aksesuar gibi tekstil ürünlerinin alım-satım faaliyetinde bulunan şirketinizin toptan ve perakende satış işletmelerinin birbirinden ayrı ve bağımsız iki ayrı işletme olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesi kapsamında şirketiniz faaliyetlerinden bir kısmını oluşturan toptan satış işletmenizin yeni kurulacak veya mevcut bir şirkete ayni sermaye olarak devredilmesi mümkün değildir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim. 


(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Aracılık edilen silah satışları karşılığında elde edilen komisyon gelirlerinin vergilendirilmesi ve belge düzeni hk.

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)


Sayı
:
27575268-105[229-2012-9327]-1043
20/09/2013
Konu
:
Aracılık edilen silah satışları karşılığında elde edilen komisyon gelirlerinin vergilendirilmesi ve belge düzeni hk.

            İlgi özelge talep formunuz ve eklerinde, Türkiye'de yivli tabanca satışının özel yasal düzenleme gereği yalnızca Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) tarafından yapıldığı, ... tabancaların MKEK nezdinde tek yetkili satıcısı olan ... Ltd. Şti. ile yaptığınız sözleşmeye göre bu tabancaların satışını üstlendiğiniz, satılan her tabancadan KDV dahil olmak üzere 436 TL komisyon alacağınız, MKEK bünyesinde taksitlendirme olmadığı için tabanca bedellerinin MKEK'ye nakit olarak ödeneceği, tabanca almak isteyenlere kolaylık sağlamak için satış bedelinin şirketiniz adına kurulan POS cihazlarından çekilerek taksitlendirildiği ancak söz konusu satışlara ilişkin faturaların yasal düzenleme gereği MKEK tarafından silah satın alan kişinin adına düzenlendiği, POS cihazınızdan çekilen tutarlar karşılığında tekrar fatura kesemediğinizden bu kredi kartı çekimlerini belgelendiremediğiniz ve tabanca satışlarına ilişkin sadece komisyon faturası düzenlediğiniz belirtilerek şirketiniz vasıtası ile satışı yapılarak bedeli kredi kartı ile taksitler halinde tahsil edilen ancak faturası MKEK tarafından düzenlenen söz konusu satışların şirketinizce nasıl belgelendirilmesi gerektiği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
            VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde; "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır." hükmü yer almaktadır.      
            Aynı Kanunun 231 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde ise; "Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır." denilmekte olup 232 nci maddesinde; birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin; birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere, vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve satın aldıkları emtia ve hizmetler için de fatura istemek ve almak zorunda oldukları, sayılanlar dışında kalanların ise birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tespit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin (01.01.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere) 800,00-TL'yi geçmesi veya bedeli 800,00-TL den az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesinin mecburi olduğu hükme bağlanmıştır.
            Buna göre konunun tetkikinden;
            -Türkiye'de yivli tabanca satışının sadece MKEK tarafından yapıldığı,
            -Bedelin MKEK tarafından silah satın alan kişilerden sadece nakit veya kredi kartı ile tek seferde tahsil edilerek faturasının silah satın alan kişi adına düzenlendiği,
            -Bu silahların tesliminin sadece anılan Kurum tarafından silah satın alan kişiye yapıldığı,
            -MKEK ile şirketiniz arasında silah satışına ilişkin herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı,
            -Şirketinizin sadece komisyon geliri elde etmek amacıyla söz konusu silahların satışına kredi kartına taksit yapmak suretiyle aracılık yaptığı,
            -Silah satın alan kişilerden kredi kartı ile yapılan tahsilat neticesinde MKEK'ye bu kişiler adına silah bedelini yatırdığınız, diğer bir deyişle ödemeye aracılık ettiğiniz,
            -Söz konusu silahların şirketiniz vasıtasıyla gerçekleştirilen bu satışları karşılığında ... Ltd. Şti tarafından şirketinize silah başına 400,00TL+KDV tutarında komisyon ödemesi yapılacağı,
anlaşılmıştır.
            Bu çerçevede, silah bedellerinin silah satın alan kişilerden kredi kartı vasıtasıyla şirketinizde taksitlendirilerek, silah satın alan kişiler adına şirketiniz tarafından MKEK'ye nakit ödenmesi sonucunda, kredi kartı çekimleri karşılığında şirketiniz banka hesabına yatırılan tutarlar, tarafınızca bir mal teslimi veya hizmet ifası söz konusu olmaması nedeniyle kazanç kabul edilmeyecektir.
            Diğer taraftan, aracılık ettiğiniz silah satışların karşılığında gerek ... Ltd. Şti.'den gerekse silah satın alan kişilerden şirketinizce alınacak komisyon bedelleri için fatura düzenlenmesi gerekmektedir.
            KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti" başlıklı 38 inci maddesinde ise;
            "Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arsındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerince:
            1-      İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir.
            2-      İşletmeden çekilen değerler ise bu farka ilave olunur.
            Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41'inci maddeleri hükümlerine uyulur."
            hükmü yer almaktadır.
            Buna göre, şirketinizin aracılık ettiği silah satışları karşılığında MKEK'ye aktarılmak üzere tahsil ettiğiniz tutarlar şirketiniz açısından kazanç olarak kabul edilmeyecek ancak bu satışlar dolayısıyla sağlanacak komisyon gelirlerinin ilgili dönem kurum kazancınızın tespitinde dikkate alınacağı tabiidir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.


(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Kısmi bölünme nedeniyle sermaye azaltılmasında, daha önce sermayeye ilave edilmiş olan olağanüstü yedeklerin işletmeden çekiş olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hk.

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü


Sayı
:
64597866-125[19-2013]-155
24/09/2013
Konu
:
Kısmi bölünme nedeniyle sermaye azaltılmasında, daha önce sermayeye ilave edilmiş olan olağanüstü yedeklerin işletmeden çekiş olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, şirketinizce 2012 hesap dönemi kapanış bilançosunda yer alan olağanüstü yedeklerin bir kısmının sermayeye ilave edileceği, ödenmiş sermayenizin artırılan bu tutar dahil olarak tescil ettirileceği, şirketinizin yeniden yapılandırma çalışmalarında kısmi bölünmesinin düşünüldüğü ve yapılacak kısmi bölünmede şirketinizin aktifinde kayıtlı iştirak hisselerinin sermaye olarak devredilmesiyle yeni bir şirket kurulacağı, bu bölünmenin gereği olarak yeni kurulacak şirketin hisselerinin şirketiniz ortaklarına verilmesi durumunda aktiften çıkan hisseler tutarında şirketiniz sermayesinin azaltılacağı belirtilerek, azaltılacak sermaye tutarının olağanüstü yedekleri de ihtiva etmesi sebebiyle, sermayeye  eklenmiş olan olağanüstü yedeklerin ortaklarca işletmeden çekiş olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Devir, bölünme ve hisse değişimi" başlıklı 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde; "Kısmî bölünme: Tam mükellef bir sermaye şirketinin veya sermaye şirketi niteliğindeki bir yabancı kurumun Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilcisinin bilânçosunda yer alan taşınmazlar ile en az iki tam yıl süreyle elde tutulan iştirak hisseleri ya da sahip oldukları üretim veya hizmet işletmelerinin bir veya birkaçını kayıtlı değerleri üzerinden aynî sermaye olarak mevcut veya yeni kurulacak tam mükellef bir sermaye şirketine devretmesi, bu Kanunun uygulanmasında kısmî bölünme hükmündedir. Ancak, üretim veya hizmet işletmelerinin devrinde, işletme bütünlüğü korunacak şekilde faaliyetin devamı için gerekli aktif ve pasif kalemlerin tümünün devredilmesi zorunludur. Kısmî bölünmede devredilen varlıklara karşılık edinilen devralan şirket hisseleri, devreden şirkette kalabileceği gibi doğrudan bu şirketin ortaklarına da verilebilir. Taşınmaz ve iştirak hisselerinin bu bent kapsamında devrinde, devralan şirketin hisselerinin devreden şirketin ortaklarına verilmesi halinde, devredilen taşınmaz ve iştirak hisselerine ilişkin borçların da devri zorunludur."; dördüncü fıkrasında, "Bu maddeye göre yapılacak bölünmelerde aktifi ve pasifi düzenleyici hesaplar, ilgili olduğu aktif veya pasif hesapla birlikte devrolunur." hükümlerine yer verilmiştir.
            Aynı Kanunun "Devir, bölünme ve hisse değişimi hallerinde vergilendirme" başlıklı 20 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında ise; "Bu Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen işlemlerden doğan kârlar hesaplanmaz ve vergilendirilmez. 19 uncu maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendine göre gerçekleştirilen kısmî bölünme işlemlerinde, bölünen kurumun bölünme tarihine kadar tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarından bölünen kurumun varlıklarını devralan kurumlar, devraldıkları varlıkların emsal bedeli ile sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olurlar." hükmü yer almaktadır.
             1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "19.2.2.3. İştirak hisselerinin ortaklara verilmesi" başlıklı bölümünde;
            "Kısmi bölünmede devredilen varlıklara karşılık edinilen devralan şirket hisseleri, devreden şirkette kalabileceği gibi doğrudan bu şirketin ortaklarına da verilebilir. Taşınmaz ve iştirak hisselerinin Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendine göre devrinde, devralan şirketin hisselerinin devreden şirketin ortaklarına verilmesi halinde, devredilen taşınmaz ve iştirak hisselerine ilişkin borçların da devri zorunludur.
            ...
            ... devredilen kıymetlere karşılık edinilen devralan şirket hisselerinin ortaklara verilmesi halinde, bölünen şirkette sermaye azaltımına gidileceği tabiidir.
            Öte yandan, devralan şirketin hisselerinin devreden şirkette kalması halinde, devredilen taşınmaz ve iştirak hisselerine ilişkin pasif kıymetlerin (borçların) devri ihtiyaridir."
            açıklamalarına yer verilmiştir.
            Konu ile ilgili olarak 16.09.2003 tarih ve 25231 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anonim ve Limited Şirketlerin Kısmi Bölünme İşlemlerinin Usul ve Esaslarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğin "2-Sermaye Azaltılması" başlıklı bölümünde;
            " ... ayni sermaye karşılığı iktisap edilen hisseler, ayni sermaye koyan şirkette kalabileceği gibi, bu şirketin ortaklarına da verilebilecektir. Ayni sermaye konulması karşılığında alınan hisselerin ayni sermaye koyan şirkette kalması yerine, bu şirketin ortaklarına intikal ettirilmesi halinde, şirketin esas sermayesinde azaltma ihtiyacı ortaya çıkabilir. Bu durumda, kısmi bölünmede bölünen mal varlığı parçaları mevcut veya yeni kurulacak şirketlere kayıtlı değerleri üzerinden ayni sermaye olarak konulur. Bölünen şirketin bu payları kendi pay sahiplerine verebilmesi için sermayesini azaltması gerekir. Bu azaltma, pay sahiplerine verilecek payların değeri kadardır.
            Kısmi bölünme dolayısıyla yapılacak sermaye azaltılmasında Türk Ticaret Kanununun 396 ncı maddesi (Değişik 6102 sayılı T.T.K.nun 473 üncü maddesi) hükümleri uygulanacaktır. ..."         
            açıklamalarına yer verilmiştir.
           Öte yandan, yapılacak sermaye azaltımının; öncelikle kurumlar vergisine ve vergi sonrası dağıtılan kazancın ise kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisine tabi tutulacak hesaplardan karşılanması sonra sadece kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisine tabi tutulacak hesapların kullanılması, son olarak ise işletmeden çekilmesi halinde vergilendirilmeyecek ayni ve nakdi sermayenin işletmeden çekildiğinin kabulü gerekmektedir.
            Bu hüküm ve açıklamalara göre; sermaye azaltımında yukarıda belirtilen sıraya göre sermaye hesaplarının işletmeden çekildiği kabul edilecek, olağanüstü yedeklerin işletmeden çekilmesi halinde ise ortakların statüsüne göre kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisi yapılacaktır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.


(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Satın alınarak tapuda tescil edilen ancak aktife daha sonra kaydedilen taşınmazın satışından doğan kazancın kurumlar vergisinden istisna edilmesi hk.

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
TEKİRDAĞ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Vergi ve Anlaşmalar Uygulama Müdürlüğü


Sayı
:
75497510-125[5-2013-18]-62
01/10/2013
Konu
:
Satın alınarak tapuda tescil edilen ancak aktife daha sonra kaydedilen taşınmazın satışından doğan kazancın kurumlar vergisinden istisna edilmesi

            İlgi (a)'da kayıtlı özelge talep formunda, Şirketinizce 28.10.2003 ve 18.05.2005 tarihlerinde satın alınarak aynı tarihlerde tapuda tescil edilen ancak 01.01.2012 tarihinde aktife kaydedilen üç adet tarla vasıflı taşınmazı satmak istediğiniz belirtilerek elde edilecek satış kazancı dolayısıyla 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan istisnadan yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmiş, ilgi (b) yazımızla  tarlaların hangi faaliyetinizde kullanıldığı konusunda açıklama istenmesi üzerine, ilgi (c)'de yer alan özelge talep formu ve ekleri Başkanlığımıza sunulmuştur.
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safî kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
            Anılan Kanunun  "İstisnalar" başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlar bentler halinde sayılmış olup bu fıkranın (e) bendinde kurumların, en az iki tam yıl süre ile aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süre ile sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75'lik kısmının kurumlar vergisinden istisna edileceği hükme bağlanmıştır.
            Konuya ilişkin ayrıntılı açıklamaların yapıldığı 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "Taşınmazlar" başlıklı (5.6.2.2.1) bölümünde;
            "İstisnaya konu olan taşınmazlar, Türk Medeni Kanununda "Taşınmaz" olarak tanımlanan ve esas niteliği bakımından bir yerden başka bir yere taşınması mümkün olmayan, dolayısıyla yerinde sabit olan mallardır.
            Bunlar Türk Medeni Kanunun 704 üncü maddesinde;
            - Arazi,
            - Tapu siciline ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar,
             - Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler
            olarak sayılmıştır.
            Elden çıkarılacak taşınmazlardan doğacak kazancın, bu istisna uygulamasına konu olabilmesi için taşınmazın Türk Medeni Kanununun 705 inci maddesi gereğince kurum adına tapuya tescil edilmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, ilgili kurum adına tapuya tescili yapılmamış bir binanın satışından doğan kazanca bu istisna uygulanmayacaktır.
            Fiiliyatta cins tahsisinin kurum adına tapuya tescilinin yapılmasında çeşitli nedenlerle gecikmeler olabilmektedir. Bu gibi durumlarda, taşınmazın işletme aktifinde iki yıl süre ile bulunup bulunmadığının tespitinde, işletmede iki yıldan fazla süre ile sahip olunarak fiilen kullanıldığının, yapı inşaat ruhsatı, vergi dairesi tespiti veya resmi kurum kayıtlarından birisi ile tevsik edilebilmesi mümkün olabilecektir.''
            açıklamalarına yer verilmiş olup yine bu Tebliğin "İki tam yıl süre ile aktifte bulundurulma" başlıklı (5.6.2.3.1) bölümünde, istisna uygulamasına konu olacak taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının en az iki tam yıl (730 gün) süreyle kurumun aktifinde yer alması, diğer bir ifade ile bu değerlere iki tam yıl süre ile bilfiil sahip olması gerektiği ifade edilmiştir. Fiilen kullanılmakta olunsa bile aktife alınmamış gayrimenkullerin satışından doğan kazancın, kurumlar vergisinden müstesna tutulması mümkün değildir. Aktife alınma, Kanun maddesinin uygulamasında şekli bir şart olmayıp, asli bir şart olarak aranılmaktadır. Diğer taraftan, satışa konu edilen gayrimenkulun aktife alındığı tarihten itibaren şirket aktifinde iki tam yıl süreyle yer alması gerekmektedir.
             Yukarıdaki hüküm ve açıklamalara göre, her ne kadar tapu siciline kaydedilmiş olsa da  01.01.2012 tarihinde şirket aktifine alınan gayrimenkullerin satışından elde edilen kazanç, iki tam yıl süreyle aktifte bulundurma şartı sağlanamadığından, anılan istisnaya konu edilemeyecektir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.


(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Eski boyahanenin modernizasyonu işinin bir sonraki yıla sarkması ancak faturanın geçmiş yılda düzenlenmiş olması halinde elde edilen kazancın hangi yıl geliri sayılacağı hk.

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
MANİSA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü


Sayı
:
85373914-120[40.01.19]-98
03/10/2013
Konu
:
Eski boyahanenin modernizasyonu işinin bir sonraki yıla sarkması ancak faturanın geçmiş yılda düzenlenmiş olması halinde elde edilen kazancın hangi yıl geliri sayılacağı

             İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, ... A.Ş.'ye ait eski boyahanenin modernizasyonu (lokomotif boyama ve kurutma fırını ve kabini yapımı) işini ihale sonucu aldığınız, anılan şirket ile düzenlemiş olduğunuz hizmet alım sözleşmesinde işin bitim tarihinin 31.12.2012 olduğu, ihale makamından kaynaklanan nedenlerle işin bitim tarihinin 31.01.2013 tarihine kadar uzatıldığı, işin bedeline ait faturanın ise 31.12.2012 tarihinde düzenlendiği ancak işin devam etmekte olduğuna dair faturaya şerh düştüğünüz belirtilerek işin henüz tamamlanmamış olması, işçilik giderleri ve malzeme sevkinin 2013 yılında da devam etmesi nedeniyle fatura bedelinin hangi yıl gelirlerine dahil edileceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilir." hükmü yer almaktadır.
            Bu madde hükmüne göre, bir işin yıllara sirayet eden inşaat ve onarma işi kapsamında değerlendirilebilmesi için,
            - Faaliyet konusunun inşaat ve onarma işi olması,
            - İnşaat ve onarım işinin birden fazla yıla sirayet etmesi,
            - İnşaat işinin taahhüde bağlı olarak yapılması
            gerekmektedir.
            Aynı Kanunun "İnşaat ve Onarma İşlerinde İşin Bitimi" başlıklı 44 üncü maddesinde ise;
            "İnşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih; diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih bitim tarihi olarak kabul edilir.
            Bitim tarihinden sonra bu işlerle ilgili olarak yapılan giderler ve her ne nam ile olursa olsun elde edilen hasılat, bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kâr veya zararının tespitinde dikkate alınır."
            hükümlerine yer verilmiştir.
            4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 4 üncü maddesinde "yapım" bina, karayolu, demiryolu, otoyol, havalimanı, rıhtım, liman, tersane, köprü, tünel, metro, viyadük, spor tesisi, alt yapı, boru iletim hattı, haberleşme ve enerji nakil hattı, baraj, enerji santrali, rafineri tesisi, sulama tesisi, toprak ıslahı, taşkın koruma ve dekapaj gibi her türlü inşaat işleri ve bu işlerle ilgili tesisat, imalat, ihzarat, nakliye, tamamlama, büyük onarım, restorasyon, çevre düzenlemesi, sondaj, yıkma, güçlendirme ve montaj işleri ile benzeri yapım işleri olarak tanımlanmıştır.
            İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve ekleri ile 09.05.2013 tarihinde Başkanlığımıza göndermiş olduğunuz ilave açıklamaların incelenmesinden, ... A.Ş.'ye hizmet alım sözleşmesi kapsamında taahhüt ettiğiniz 50 metrelik tren vagonu boyama kabini ve parçalarının şirketiniz tarafından imal edildiği ve anılan şirketin tesislerinde montaj ve kurulumunun gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Şirketinizce yapılan iş, Kamu İhale Kanununun 4 üncü maddesinde tanımlanan yapım işleri kapsamında olup, Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesi kapsamında yapılan bir inşaat ve onarma işi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
            Öte yandan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hak ediş ödemeleri üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben vergi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmıştır.
            Buna göre, ... A.Ş. ile imzalamış olduğunuz sözleşmeye istinaden şirketinizce yüklenilen "eski boyahanenin modernizasyonu" işinin inşaat işi kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, anılan işin sözleşmede belirtilen sürede (31.12.2012) bitirilmeyip, anılan kurumca verilen süre uzatım yazısı ile izleyen yıla (31.01.2013) sarkması nedeniyle, anılan işin yıllara sari hale geldiği tarihten itibaren şirketinize ödenecek istihkak bedellerinden 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince kurumlar vergisi kesintisi yapılması ve söz konusu işe ait kazancın işin tamamlandığı hesap dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.
           Bilgi edinilmesini rica ederim.


(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Sermaye Şirketinin Nevi Değiştirmek Suretiyle Şahıs İşletmesine Devredilmesi İşleminin Vergilendirilmesi hk.

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ADANA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Grup Müdürlüğü)


Sayı
:
19341373-125[ÖZELGE-2012/4]-104
11/10/2013
Konu
:
Sermaye Şirketinin Nevi Değiştirmek Suretiyle Şahıs İşletmesine Devredilmesi İşleminin Vergilendirilmesi

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Türk Ticaret Kanununun 152 nci ve Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddelerine göre, ... Ltd.Şti'nin tüm aktif ve pasifi ile birlikte kollektif şirkete tür değiştirmek suretiyle devredildiğini, adı geçen şirketin unvanının değiştiğini ve ... Kollektif Şti. olduğu belirtilerek söz konusu devir işleminin Kurumlar Vergisi Kanunu ile Katma Değer Vergisi Kanunu hükümlerine göre nasıl vergilendirileceği hususu sorulmaktadır.
            KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
            Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 136 ncı maddesinde, kollektif ile limited şirketler ticaret şirketleri arasında sayılmış olup; aynı Kanunun 152 nci maddesinde, "Bir ticaret şirketinin nevinin diğer bir ticaret şirketi nevine çevrilmesi kanunda aksine hüküm olmadıkça, yeni nev'e ait kuruluş merasimine tabidir; böylece yeni nev'e çevrilen şirket eskisinin devamıdır." hükmüne yer verilmiştir. Ancak, 14.02.2011 tarih ve 27846 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu 01.07. 2012 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
            6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 124 üncü maddesinin birinci fıkrasında kollektif, komandit, anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin ticaret şirketi olduğu belirtilmiş aynı maddenin ikinci fıkrasında ise kollektif ve komandit şirketin şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin ise sermaye şirketi olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun 180 inci maddesinde, "(1) Bir şirket hukuki şeklini değiştirebilir. Yeni türe dönüştürülen şirket eskisinin devamıdır."denilmekte olup "b) Geçerli tür değiştirmeler" başlıklı 181 inci maddesinde ise
            "(1) a) Bir sermaye şirketi;
            1. Başka türde bir sermaye şirketine;
            2. Bir kooperatife;
            ...
            dönüşebilir."
            hükmü yer almaktadır.
            Aynı Kanunun 194 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında ise "Bir ticaret şirketinin bir ticari işletmeye dönüştürülebilmesi için, söz konusu ticaret şirketinin paylarının tümü, ticari işletmeyi işletecek kişi veya kişiler tarafından devralınmalı ve ticari işletme bu kişi veya kişiler adına ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir. Bu hâlde, ticari işletmeye dönüştürülen ticaret şirketi, bir kollektif veya komandit şirket ise mezkûr ticaret şirketinin borçlarından, ticari işletmeyi işletecek kişi ve kişiler ile ticaret şirketinin eski ortakları da 264 üncü maddedeki zamanaşımı süresince sıfatlarına göre müteselsilen sorumlu olurlar. Dönüştürmeye bu Kanunun 264 ilâ 266 ncı maddeleri de uygulanır." denilmektedir.
          Gerek mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda gerekse 01.07.2012 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda bir sermaye şirketinin nev'i değişikliği yoluyla şahıs şirketine (kollektif şirkete) dönüşmesi mümkün bulunsa da özelge talep formunuzda belirtilen devir işleminin nasıl vergilendirileceği hususunda vergi kanunlarının dikkate alınacağı tabiidir.
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 17 nci maddesinde kurumların ticari faaliyetlerinin tamamen sona erdirilmesine yönelik yapılan işlemler süreci olan tasfiye hükümlerine yer verilmiş olup aynı Kanunun 19 ve 20 nci maddelerinde nev'i değişikliğine ilişkin olarak yapılan düzenlemelere göre, kanuni veya iş merkezi Türkiye'de bulunulan bir kurumun kanuni veya iş merkezi Türkiye'de bulunan kuruma dönüştürülmesi, münfesih kurumun tür değişikliği tarihindeki bilanço değerlerinin bir bütün olarak devri ve aynen bilançosuna geçirilmesi halinde mümkün olabilecektir.
            Bu hüküm ve açıklamalara göre, ... Ltd. Şti.'nin tür değiştirerek kollektif şirkete dönüştürülmesi, Kurumlar Vergisi Kanununun 19 ve 20 nci maddeleri kapsamında "devir" olarak değerlendirilemeyeceğinden söz konusu nevi değişikliğinden doğan karlar vergiye tabi tutulacaktır.
            Dolayısıyla, Kurumlar Vergisi Kanununun 17 nci maddesi uyarınca ... Ltd. Şti'nin tasfiyeye tabi tutularak hükmü şahsiyetine son verilmesi; ... Kollektif Şirketinin de yeni kuruluş merasimine tabi tutularak mükellefiyetinin tesisi gerekmektedir.
            KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
            3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;
            -1/1 inci maddesinde Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu,
            -17/4-c maddesinde; Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesinde belirtilen işlemler ve Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapılan devir ve bölünme işlemlerinin katma değer vergisinden istisna olduğu,
            hüküm altına alınmıştır.
            Bu itibarla, limited şirketin tüm aktif ve pasifi ile birlikte tür değiştirmek suretiyle kollektif şirkete devri işlemi, Kurumlar Vergisi Kanunu yönünden bu Kanuna uygun bir devir işlemi olarak kabul edilmediğinden, söz konusu devir işleminin Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-c maddesine göre katma değer vergisinden istisna tutulmasına imkan bulunmamaktadır.
            Dolayısıyla söz konusu devir işlemine konu mal ve hakların devrinin genel hükümler çerçevesinde katma değer vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.



(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Kısmi bölünme neticesinde kurulacak şirketin sermayesi içerisinde yer alan enflasyon düzeltmesi olumlu farklarının sermayenin bir unsuru olarak yer alması şartının ne şekilde yerine getirilebileceği hk.

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)


Sayı
:
64597866-105[MÜK-298-2013]-168
05/11/2013
Konu
:
Kısmi bölünme neticesinde kurulacak şirketin sermayesi içerisinde yer alan enflasyon düzeltmesi olumlu farklarının sermayenin bir unsuru olarak yer alması şartının ne şekilde yerine getirilebileceği.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda; Başkanlığımız ... vergi kimlik numaralı mükellefi olan şirketiniz adına Başkanlığımızca verilen ... tarih ve ... sayılı özelgenin sonuç bölümünde; "Kısmi bölünme sonucunda  ayni sermaye konulan şirketten alınan hisse senetlerinin ortaklara verilmesi nedeniyle şirket sermayesinin azaltılması ve  daha önce sermayeye eklenmiş olan enflasyon düzeltmesi fark hesapları ile geçmiş yıl kârlarının da bulunması durumunda; devralan şirkette yapılacak sermaye artışında enflasyon düzeltmesi fark hesaplarının ve geçmiş yıl kârlarının sermayenin bir unsuru olarak yer alması ve ayrı şekilde görülmesi şartıyla bu işlem  işletmeden çekiş olarak değerlendirilmeyecek ve vergiye tabi tutulmayacaktır."  denildiğinden bahisle, kısmi bölünme öncesinde şirketiniz bünyesinde enflasyon düzeltmesi olumlu farklarının sermayeye ilave edilmiş olması ve enflasyon düzeltmesi olumlu farklarının eklendiği yeni tutarın sermaye olarak kabul ve ticaret sicilinde tescilinden sonra, sermaye tutarının bir kısmının kısmi bölünmeye bağlı olarak yeni şirkete devredilmesinde, sermaye içerisine derç edilmiş olan ve sermaye olarak kabul ve tescil edilmiş olan bir tutarın yeniden ayrıştırılarak sermayenin bir unsuru olarak ayrıca gösterilmesi şartının ne şekilde yerine getirileceği hususunda tereddüt oluştuğundan Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır.
            213 Sayılı Vergi Usul Kanununun geçici 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinin ikinci paragrafı ile mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasının (5) numaralı bendinin 5 inci paragrafında; " Pasif kalemlere  ait enflasyon fark hesapları, herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemlerin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulur. Ancak öz sermaye kalemlerine ait enflasyon farkları düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilebilir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilebilir; bu işlemler kâr dağıtımı  sayılmaz."  hükmü yer almaktadır.
            Diğer taraftan; 12 sıra no.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde "502-Sermaye Düzeltmesi Olumlu Farkları" hesabına ilişkin olarak, "Bu hesap ödenmiş sermaye tutarının düzeltilmesi sonucu ortaya çıkan olumlu farkların izlendiği hesaptır."  açıklamasına yer verildikten sonra, bu farkların sermayeye eklenmesi durumunda  "500-Sermaye Hesabı" nın alacağına karşılık bu hesap borçlandırılır açıklamasına yer verilmiştir.
           1 sıra no.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde ise 500-Sermaye Hesabına ilişkin olarak "İşletmeye tahsis edilen veya işletmelerin ana sözleşmelerinde yer alan ve Ticaret Siciline tescil edilmiş bulunan sermaye tutarı bu hesapta yer alır. Kayıtlı sermaye sistemine alınan ortaklıklarda çıkarılmış sermaye gösterilir. Kayıtlı sermaye tavanı ayrıca dipnotlarda belirtilir."  denilmiştir.
           Buna göre; sermaye tutarının bir kısmının kısmi bölünmeye bağlı olarak yeni şirkete devredilmesi durumunda  sermaye olarak tescil edilmiş olan sermaye düzeltmesi olumlu farklarının,   yeni şirketin sermayesinin bir unsuru olarak alt hesaplarda gösterilmesi gerekmektedir.
             Bilgi edinilmesini rica ederim.


(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Maden kaynağının işletimi ile ilgili olarak yatırılan teminat tutarlarının kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı hk.

T.C.
ÇANAKKALE VALİLİĞİ
Defterdarlık Gelir Müdürlüğü


Sayı
:
47423198-KURUM-2012-02-22
13/11/2013
Konu
:
Maden kaynağının işletimi ile ilgili olarak yatırılan teminat tutarlarının kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, ... İli ... İlçesi sınırları içerisinde bulanan maden kaynağının işletimiyle ilgili T.C. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğüne teminat olarak yatırdığınız 18.865,32 TL tutarın, anılan Bakanlık tarafından 3213 sayılı Maden Kanununun 12 nci maddesinin yedinci fıkrasına istinaden irat kaydedildiği belirtilerek söz konusu teminat tutarının kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasıyla kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı belirtilmiş, maddenin ikinci fıkrasıyla da safî kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
            Ayrıca, Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde ise sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddi ve manevi zarar tazminat giderlerinin kazancın tespitinde indirilmesinin kabul edilmeyeceği belirtilmiştir.
            Öte yandan, 3213 sayılı Maden Kanununun 12 nci maddesinin yedinci fıkrasında, "Ruhsatlı, ancak üretim veya işletme izni olmadan aynı grupta üretim yapıldığının tespit edilmesi halinde, üretim faaliyetleri durdurularak teminat irat kaydedilir." hükmü  yer almaktadır.
            Bu hüküm ve açıklamalara göre, üretim veya işletme izni olmadan üretim yapıldığının tespit edilmesi nedeniyle, T.C. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünce 3213 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin yedinci fıkrasına istinaden irad kaydedilen teminat tutarının, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.


(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Katma Değer Vergisi istisnadan vazgeçme talebinin, bir bent kapsamına giren işlemlerin tamamı için geçerli olacağı hk.

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
DENİZLİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)


Sayı
:
51421814-130[18-2012/537]-91
20/08/2013
Konu
:
Katma Değer Vergisi istisnadan vazgeçme talebinin, bir bent kapsamına giren işlemlerin tamamı için geçerli olacağı hk.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, her türlü hurda atık madde (hurda kağıt cam, plastik, metal vb.) toptan alım satımı yaptığınız, sadece hurda kağıt teslimleriniz için istisnadan vazgeçmek istediğiniz belirtilerek, istisnadan vazgeçmenin sadece hurda kağıt teslimlerine mi yoksa 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 17/4-g maddesindeki tüm teslimlere mi uygulanacağı hususunda Başkanlığımız görüşü istenilmektedir.
            3065 sayılı KDV Kanununun;
            - 17/4-g maddesinde, külçe altın, külçe gümüş, kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercit, inci, kübik virconia) döviz, para, damga pulu, değerli kağıtlar, hisse senedi, tahvil, varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikaları, Türkiye de kurulu borsalarda işlem gören sermaye piyasası araçları ile metal,  plastik, lastik, kauçuk, kâğıt, cam hurda ve atıklarının tesliminin KDV den istisna olduğu;
            - 18/1 inci maddesinde, vergiden istisna edilmiş işlemleri yapanların, ilgili vergi dairesine yazılı başvuruda bulunarak, belirtecekleri işlem türleri için vergiye tabi tutulmalarını talep edebilecekleri; bu talebin dilekçede belirtilen ve dilekçe tarihinden sonra ifa edilen işlemlerin tamamını kapsamasının şart olduğu; mükellefiyetin devam etmekte olan işlemlere şümulünün olmadığı;
            hüküm altına alınmıştır.
            Buna göre, vergiden istisna edilmiş işlemleri yapan mükelleflerin belirtecekleri işlem türleri için vergiye tabi tutulmalarını talep etmeleri mümkün olup, bağlı bulunduğunuz vergi dairesine yazılı başvuruda bulunarak sadece hurda kağıt teslimleri için istisnadan vazgeçmeniz mümkün bulunmaktadır.
           Bilgi edinilmesini rica ederim.


(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Elektronik fatura ve elektronik defter uygulamasına geçiş hk.

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü


Sayı
:
11395140-105[Mük 257-2012/VUK-1- . . .]-2048
31/12/2013
Konu
:
Elektronik fatura ve elektronik defter uygulamasına geçiş.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda kurumunuzun 2011 yılı verilerine göre 421 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile elektronik defter tutma ve elektronik fatura kullanma mecburiyeti getirilen mükellefler arasında yer aldığınızı, ancak 2012 ve 2013 yıllarında kurumunuzun gayri faal hale gelerek ticari bir faaliyetinin bulunmadığı ve hizmet şirketi olan kurumunuzun gelecek dönemlerde de ticari bir faaliyeti olmayacağı ve tasfiye sürecine gireceğiniz belirtilerek elektronik fatura ve elektronik defter kullanma zorunluluğunuzun bulunup bulunmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.
            213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257'nci maddesinin birinci fıkrasının 1 inci bendinde, Maliye Bakanlığının mükellef ve meslek grupları itibarıyla muhasebe usul ve esaslarını tespit etmeye, aynı Kanuna göre tutulmakta olan defter ve belgeler ile bunlara ilaveten tutulmasını veya düzenlenmesini uygun gördüğü defter ve belgelerin mahiyet, şekil ve ihtiva etmesi zorunlu bilgileri belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya; bedeli karşılığında basıp dağıtmaya veya üçüncü kişilere bastırıp dağıtmaya veya dağıttırmaya, bunların kayıtlarını tutturmaya, bu defter ve belgelere tasdik, muhafaza ve ibraz zorunluluğu getirmeye veya kaldırmaya, yine aynı Kanuna göre tutulacak defter ve düzenlenecek belgelerin tutulması ve düzenlenmesi zorunluluğunu kaldırmaya yetkili olduğu,
            Aynı fıkranın 3'üncü bendinde, Maliye Bakanlığının, tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter, kayıt ve belgelerin mikro film, mikro fiş veya elektronik bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması veya bu kayıt ortamlarında saklanması hususunda izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, bu şekilde tutulacak defter ve kayıtların kopyalarının Maliye Bakanlığında veya muhafaza etmekle görevlendireceği kurumlarda saklanması zorunluluğu getirmeye, bu konuda uygulama usul ve esaslarını belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.
            Öte yandan aynı Kanunun mükerrer 242'nci maddesinin ikinci fıkrası ile Maliye Bakanlığı; elektronik defter, kayıt ve belgelerin oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafazası ve ibrazı ile defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye, elektronik ortamda tutulmasına ve düzenlenmesine izin verilen defter ve belgelerde yer alması gereken bilgileri internet de dâhil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında Maliye Bakanlığına veya Maliye Bakanlığının gözetim ve denetimine tâbi olup, kuruluşu, faaliyetleri, çalışma ve denetim esasları Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek olan özel hukuk tüzel kişiliğini haiz bir şirkete aktarma zorunluluğu getirmeye, bilgi aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, aynı Kanun kapsamına giren işlemlerde elektronik imza kullanım usul ve esaslarını düzenlemeye ve denetlemeye, ayrıca, Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve belgelere ilişkin olarak yer alan hükümlerin elektronik defter, kayıt ve belgeler için de geçerli olduğu; Maliye Bakanlığının, elektronik defter, belge ve kayıtlar için diğer defter, belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esaslardan farklı usul ve esaslar belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.
            Konuyla ilgili olarak yayımlanan 397 sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile anonim ve limited şirketlerin elektronik fatura oluşturmalarına, alıcısına iletmelerine, muhafaza ve istenildiğinde ibraz etmelerine izin verildiği,
            416 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile Kanunun 232'nci maddesi kapsamında fatura düzenlemek zorunda olan mükelleflere elektronik fatura uygulamasından yararlanma hakkı tanındığı,
            421 sıra No.lu Vergi Usul kanunu Genel Tebliği ile;
            *04/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlar ile bunlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 25 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanların,
            * 06/06/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenler ile bunlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 10 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanların,
            elektronik defter tutma ve elektronik fatura uygulamasına dâhil olma zorunluluğu getirilmiş ve elektronik fatura uygulamasına 2013 takvim yılı , elektronik defter uygulamasına ise 2014 takvim yılı  içerisinde geçmeleri zorunluluk kapsamına alındığı,
            hükme bağlanmıştır.
            Konuyla ilgili olarak yayımlanan 58 sayılı Vergi Usul Kanunu Sirkülerinde;
            5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olan mükelleflerden 2011 takvim yılı içinde mal alışı yapanlar, satın aldıkları malın türüne, fiyatına, miktarına veya herhangi bir özelliğine bakılmaksızın, 2011 yılı gelir tablolarındaki brüt satış hasılatı rakamları 25 Milyon TL veya daha yüksek ise elektronik fatura ve elektronik defter uygulamalarına dahil olacaklardır. Lisans sahibi mükelleflerden alış yapanların, madeni yağ sektöründe veya başka bir sektörde faaliyet göstermesi zorunluluk karşısındaki durumlarını etkilememektedir.
            4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal eden mükelleflerden 2011 takvim yılı içinde mal alışı yapanlar, satın aldıkları malın türüne, fiyatına, miktarına veya herhangi bir özelliğine bakılmaksızın 2011 yılı gelir tablolarındaki brüt satış hasılatı rakamları 10 Milyon TL veya daha yüksek ise elektronik fatura ve elektronik defter uygulamalarına dahil olacaklardır. Bu kapsamda alış yapanların tütün, alkol, kolalı gazozlar sektörlerinde veya başka sektörlerde faaliyet göstermesi zorunluluk karşısındaki durumlarını etkilememektedir.
            Madeni yağ lisansına sahip olan ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal eden mükelleflerden sadece mal alışları bulunan mükellefler Genel Tebliğ kapsamında elektronik fatura ve elektronik defter uygulamalarına dahil olacaklardır. Hizmet alımları kapsam dahilinde değildir.
            Mükellefler brüt satış hasılatlarının hesaplanmasında, sadece madeni yağ, tütün, alkol veya kolalı gazoz satışları değil gelir tablosunda yer alan bütün satışları gösteren brüt satış hasılatına göre zorunluluk kapsamına alınacağı açıklamalarına yer verilmiştir.
            Diğer taraftan; Anılan Kanunun 161 inci maddesine göre, işi bırakma vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona erdirilmesini ifade eder. İşlerin herhangi bir sebep yüzünden geçici bir süre için durdurulması işi bırakma sayılmaz. Aynı Kanun'un 162 inci maddesine göre ise tasfiye ve iflas hallerinde, mükellefiyetin vergi ile ilgili muamelelerin tamamen sona erdirilmesine kadar devam etmesi ve bu hallerde tasfiye memurları veya iflas dairesi tarafından, tasfiye veya iflas kararlarını ve tasfiyenin veya iflasın kapandığının vergi dairesine ayrı ayrı bildirilmesi zorunludur.
             Tüzel kişilerin mükellefiyetlerinin sona erdirilmesi tasfiye ve iflas hallerinde söz konusu olmaktadır. Bir başka ifadeyle mükellefin işi bırakmış sayılabilmesi için işi ile ilgili tedarik işlemlerini durdurmasının yanı sıra, işletmede bulunan emtia stokları ile diğer döner ve sabit değerlerinin de elden çıkarılması veya bu varlıkların işletme sahiplerince işletmeden çekilmiş olması, tüzel kişiliğe haiz mükelleflerin ayrıca tasfiye sürecinin tamamlanarak ticaret unvanlarının sicilden silinmesi gerekmektedir.
            Ticaret şirketleri açısından mükellefiyetin sona erdirilmesi tasfiye ve iflas hallerine inhisar ettirilmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen işlemler yerine getirilmeden ve tasfiye ve iflasın sona erdiği tescil ve ilan edilmeden tasfiyenin sona erdiğinin kabul edilmesi ve şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılması mümkün değildir.
            Yukarıdaki açıklamalar uyarınca, tasfiye süreci sona ermemiş bir firmanın hala faal kabul edileceği,  henüz tasfiye sürecine girmemiş olmakla beraber gayri faal durumda olan bir firmanın ise  bağlı bulunulan vergi dairesi tarafından res'en terk ettirilmediği müddetce 421 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki şartları haiz ise e-fatura kapsamında olacağı tabiidir. 
          Buna göre; 2011 yılı verilerinize istinaden, kurumunuzun e-fatura e-defter kullanma mecburiyeti getirilen mükellefler arasında yer alması, yapılan tetkik sonucu 2012 yılında mal alış ve satışlarınızın bulunması ve bu tarih itibariyle henüz kurumunuzun tasfiye sürecine girmemiş ve vergi dairesi kayıtlarında halen faal mükellef olarak görünmesi sebebiyle elektronik defter ve elektronik fatura kullanma zorunluluğunuz bulunmaktadır.
             Bilgi edinilmesini rica ederim.


(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.