Arşivde Bulunan Toplam Özelge Sayısı: 4043

TÜBİTAK projesi kapsamında yüksek öğrenim kurumunda Ar-Ge aktivitelerini başlatan ve katılan kişinin 6676 sayılı Kanun teşviklerinden yararlanıp yararlanamayacağı.

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü



Sayı
:
62030549-120[94-2016/210]-184293
27/10/2016
Konu
:
TÜBİTAK projesi kapsamında yüksek öğrenim kurumunda Ar-Ge aktivitelerini başlatan ve katılan kişinin 6676 sayılı Kanun teşviklerinden yararlanıp yararlanamayacağı.



İlgide kayıtlı özelge talep formunda, İtalyan Nükleer Fizik Enstitüsünde uzun yıllardır araştırmacı/bilim insanı olarak çalışmakta olduğunuz, 2015 yılı içerisinde TÜBİTAK 2236 (Uluslararası Deneyimli Araştırmacı Dolaşım Programı) programını kazanarak 01/03/2016 tarihinden itibaren … Üniversitesinde 24 aylığına başvuru projelerinin öngördüğü araştırma ve geliştirme aktivitelerine katılmak ve bazılarını da başlatmak üzere Türkiye'ye gelmiş olduğunuz, TÜBİTAK'ın bu programının amacının yurt dışında bulunan Türk ya da yabancı uyruklu deneyimli bilim insanlarını projelerini gerçekleştirmek üzere Türk üniversitesi, Ar-Ge şirketleri veya araştırma kurumunda görev yapmak şekli ile gerçekleştirmelerine imkan sağladığı belirtilerek söz konusu program kapsamında … Üniversitesi tarafından yapılan ücret ödemelerinde 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanununun 3'üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında öngörülen ve 6676 sayılı Kanun ile değiştirilen gelir vergisi stopaj teşviki ve sigorta primi desteklerinden faydalanılıp faydalanılmayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.
  26/02/2016 tarih ve 29636 sayılı Resme Gazete'de yayımlanan ve yayımını takip eden ay başından itibaren yürürlüğe giren 6676 sayılı Kanunla değişik 5746 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde "a) Araştırma ve geliştirme faaliyeti (Ar-Ge): Araştırma ve geliştirme, kültür, insan ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bunun yeni süreç, sistem ve uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmaları, çevre uyumlu ürün tasarımı veya yazılım faaliyetleri ile alanında bilimsel ve teknolojik gelişme sağlayan, bilimsel ve teknolojik bir belirsizliğe odaklanan, çıktıları özgün, deneysel, bilimsel ve teknik içerik taşıyan faaliyetleri," aynı madde de, "f) Ar-Ge personeli: Ar-Ge faaliyetlerinde doğrudan görevli araştırmacı ve teknisyenleri, g) Araştırmacı: Ar-Ge faaliyetleri ile yenilik tanımı kapsamındaki projelerde, yeni bilgi, ürün, süreç, yöntem ve sistemlerin tasarım veya oluşturulması ve ilgili projelerin yönetilmesi süreçlerinde yer alan en az lisans mezunu uzmanları,....h) Destek personeli: Ar-Ge veya tasarım faaliyetlerine katılan veya bu faaliyetlerle doğrudan ilişkili yönetici, teknik eleman, laborant, sekreter, işçi ve benzeri personeli," hükümleri yer almaktadır.
 Anılan Kanunun "İndirim, istisna, destek ve teşvik unsurları" başlıklı 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, "Gelir vergisi stopajı teşviki: Kamu personeli hariç olmak üzere teknoloji merkezi işletmelerinde, Ar-Ge merkezlerinde, kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan ya da kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar tarafından veya uluslararası fonlarca desteklenen ya da TÜBİTAK tarafından yürütülen Ar-Ge ve yenilik projelerinde, teknogirişim sermaye desteklerinden yararlanan işletmelerde ve rekabet öncesi işbirliği projelerinde çalışan (6676 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin b bendi ile eklenen parantez içi hüküm Yürürlük; 01.03.2016) Ar-Ge ve destek personeli ile bu Kanun kapsamında yukarıda sayılan kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen tasarım projelerinde ve tasarım merkezlerinde çalışan tasarım ve destek personelinin; bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretlerinin doktoralı olanlar ile temel bilimler alanlarından birinde en az yüksek lisans derecesine sahip olanlar için yüzde doksan beşi, yüksek lisanslı olanlar ile temel bilimler alanlarından birinde lisans derecesine sahip olanlar için yüzde doksanı ve diğerleri için yüzde sekseni gelir vergisinden müstesnadır.
(6676 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin b bendi ile eklenen paragraf Yürürlük; 01.03.2016) Hak kazanılmış hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri ile 17/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda belirtilen tatil günlerine isabet eden ücretler de bu istisna kapsamındadır. Haftalık kırk beş saatin üzerindeki ve ek çalışma sürelerine ilişkin ücretler bu istisnadan faydalanamaz. Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde çalışan Ar-Ge veya tasarım personelinin bu merkezlerde yürüttüğü projelerle doğrudan ilgili olmak şartıyla, proje kapsamındaki faaliyetlerin bir kısmının Ar-Ge veya tasarım merkezi dışında yürütülmesinin zorunlu olduğu durumlarda, Ar-Ge veya tasarım merkezi yönetiminin onayının alınması ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bilgilendirilmesi kaydıyla, merkez dışındaki bu faaliyetlere ilişkin ücretlerin yüzde yüzünü aşmamak şartıyla Bakanlar Kurulunca ayrı ayrı veya birlikte belirlenecek kısmı ile Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde en az bir yıl süreyle çalışan Ar-Ge veya tasarım personelinin yüksek lisans yapanlar için bir buçuk yılı, doktora yapanlar için iki yılı geçmemek üzere merkez dışında geçirdiği sürelere ilişkin ücretlerin yüzde yüzünü aşmamak şartıyla Bakanlar Kurulunca ayrı ayrı veya birlikte belirlenecek kısmı gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında değerlendirilir."
  Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 75'inci maddesinde, "31/12/2023 tarihine kadar, 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin, bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretleri üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan gelir vergisinin; doktoralı olanlar ile 5746 sayılı Kanun kapsamındaki temel bilimler alanlarından birinde en az yüksek lisans derecesine sahip olanlar için yüzde 95'i, yüksek lisanslı olanlar ile temel bilimler alanlarından birinde lisans derecesine sahip olanlar için yüzde 90'ı ve diğerleri için yüzde 80'i verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edilir. Bu süre içerisinde, anılan maddenin bu maddeye aykırı olan hükmü uygulanmaz." hükmü yer almaktadır.
  Bu hüküm ve açıklamalara göre; TÜBİTAK 2236 programını kazanarak program kapsamında 01/03/2016 tarihinden itibaren … Üniversitesinde, "projelerin öngördüğü araştırma ve geliştirme aktivitelerine katılmak ve bazılarını da başlatmak" faaliyetiniz kapsamında ödenecek ücretler, 5746 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan Ar-Ge ve yenilik projelerinde, Ar-Ge ve destek personeli olarak fiilen  çalışılması karşılığı olması kaydıyla bu çalışmalarınız karşılığında elde edeceğiniz ücretlerinizin gelir vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmaktadır.
 Öte yandan, sigorta primi desteklerinden faydalanılıp faydalanılmayacağı hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan bilgi alınması gerekmektedir.
  Bilgi edinilmesini rica ederim.




(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Sponsorluk harcamalarının serbest meslek kazancından indirim konusu yapılıp yapılmayacağı.

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)



Sayı
:
62030549-120[68-2016/40]-158011
07/10/2016
Konu
:
Sponsorluk harcamalarının serbest meslek kazancından indirim konusu yapılıp yapılmayacağı.



İlgide kayıtlı özelge talep formunda, avukatlık büronuzun hukuki danışmanlık hizmeti verdiği Avusturya merkezli bankanın talebi üzerine, bankanın İstanbul'da düzenlediği konferansa sponsor olduğunuzu belirterek, yapılan ödemelerin serbest meslek kazancınızın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesinde, serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup  maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, "Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgahlarının bir kısmını iş yeri olarak kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İşyeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)" hükmü yer almıştır.
Adı geçen Kanununun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan genel giderlerin, serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak indirilebilmesi için kazancın elde edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının bulunması, yapılan işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip olması gerekmektedir.
Diğer taraftan, aynı Kanunun 89 uncu maddesinde, gelir vergisi matrahının tespitinde; gelir vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla  indirim konusu yapılabilecek giderlere yer verilmiş olup aynı maddenin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde; 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 17.6.1992 tarihli ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının; amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için %50'si gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden yapılacak indirimler arasında sayılmıştır.
Bu hükümlere göre, yapmış olduğunuz sponsorluk harcamaların, Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesinin (1) numaralı bendi kapsamında genel gider olarak, 89 uncu maddesi kapsamında gider veya indirim olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;
1/1 inci maddesinde, yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
30/d maddesinde, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV'nin, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV'den indirilemeyeceği,
hükme bağlanmıştır.
Buna göre, yurt dışında mukim bankanın İstanbul'da düzenlediği konferans için yurt dışındaki bankaya nakdi olarak yaptığınız sponsorluk ödemeleri, bir teslim veya hizmetin karşılığını teşkil etmediğinden KDV'nin konusuna girmemektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.




(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Kruvaziyer limanının genişletilip güçlendirilmesi işlerinin ve liman içerisinde inşa edilecek tesislerin yapımında alınacak mal ve hizmet ifalarının KDV’den istisna olup olmadığı

T.C.
GELİR İDARESİ   BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef   Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü



Sayı
:
39044742-KDV.13-72248
03/06/2016
Konu
:
Kruvaziyer limanının genişletilip güçlendirilmesi   işlerinin ve liman içerisinde inşa edilecek tesislerin yapımında alınacak mal   ve hizmet ifalarının KDV’den istisna olup olmadığı

     


            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, … Liman Sahası'nın 30 yıl süre ile "işletme hakkının verilmesi" yöntemiyle özelleştirilmesine ilişkin ihale süreci sonunda söz konusu liman sahasının işletme hakkının Şirketinizin uhdesinde kaldığı, … Liman Sahasının kruvaziyer liman olarak inşa edilip işletileceğini, ilgili yasal zorunluluk gereği asgari %15 oranında terminal ve teknik hizmet binası ile %25 oranında turizm tesis alanının ayrılmasının mecburi olduğu, kruvaziyer limanların organize turlar ile kişilerin taşındığı yolcu gemilerin günün teknolojisine uygun yolcu gemisine hizmet vermek amacıyla liman hizmetlerinin ve  ülke tanıtımı ile imajını üst seviyeye çıkaracak turizm amaçlı tesisleri bünyesinde barındıran yer olduğu, liman sahasında yer alan tescilli tarihi binaların güçlendirilmek ve restore edilmek suretiyle otel inşa edileceği, sözleşme şartları gereği alanın komple güçlendirilerek denize doğru kaymasının engellenmesi için rıhtımın genişletileceği ve mevcut rıhtımın güçlendirileceği, yerin altına teknik hizmet binası ve otopark yapılacağı, yerin üstünde inşa edilecek ticari alanlarda ise alışveriş merkezleri, eğlence mekanları ve idari hizmet binası inşa edileceği belirtilerek kruvaziyer liman genişletme işinin ve mevcut yerde inşa edilecek binalar için Şirketinize yapılacak mal teslimleri ve inşaat taahhüt işlerinin katma değer vergisinden (KDV) istisna olup olmadığı, istisna uygulamasının getirildiği işlerde proje uygulamasının nasıl olacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.   
             
            3065 sayılı KDV Kanununun, 13/e maddesinde, limanlara bağlantı sağlayan demiryolu hatları, limanlar ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi işlerini fiilen kendisi yapan veya yaptıran mükellefler ile genel bütçeli idarelere bu işlere ilişkin olarak yapılan mal teslimleri ve inşaat taahhüt işlerinin KDV'den istisna olduğu hüküm altına alınmıştır.

            Bahse konu kanun maddesinin gerekçesinde ise, "Ülkemizin coğrafî özellikleri nedeniyle büyük imkânlar vadeden deniz ve hava taşımacılığından beklenen gelişmenin sağlanabilmesi için limanlar ile hava meydanlarının sayı olarak artması ve kalite itibariyle uluslararası standartlara yaklaşması önem taşımaktadır. Bu husus göz önüne alınarak, maddeye eklenen (e) bendi ile yeni liman ve hava meydanları yapılmasını ve mevcutların standartlarının artırılmasını teşvik amacıyla liman ve hava meydanlarının inşası,  yenilenmesi ve genişletilmesi işlerini kendisi yapan veya yaptıran mükelleflere bu işlere ilişkin olarak yapılan mal teslimleri ve inşaat taahhüt işleri katma değer vergisi yönünden tam istisna kapsamına alınmıştır." denilmektedir.
             

            KDV Genel Uygulama Tebliğinin "II/B.2. Liman ve Hava Meydanlarında Yapılan Hizmetlere İlişkin İstisna" başlıklı bölümünün alt başlığı "2.1. Kapsam" bölümünde;
          
            "…
           
            Bu kapsamda liman, sınırları İdare tarafından belirlenen, gemilerin güvence içinde yük ve yolcu alıp verebilecekleri veya yatabilecekleri, barınabilecekleri, rıhtım, iskele, şamandıra demir yerleri ve yaklaşma alanları ile kapalı ve açık depolama alanlarını, atık alım tesislerini, idari ve hizmet amacıyla kullanılan bina ve yapıları veya bunların bazı kısımları ve bu bölümlerin hepsine girişin kontrollü olduğu yerleri, diğer tüm yapıları, kullanımlı veya boş sahaları içine alan bölümleri içeren doğal ya da yapay deniz yerlerini ifade etmektedir." ifadesine yer verilmiştir.

            Aynı Tebliğin "II/B.6. Limanlar ve Hava Meydanlarına Bağlantı Sağlayan Demiryolu Hatları ile Liman ve Hava Meydanlarının İnşası, Yenilenmesi ve Genişletilmesine İlişkin İstisna" başlıklı bölümünün alt başlığı "6.1. Kapsam" başlıklı bölümünde;

            "…

            Söz konusu istisna liman ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi veya genişletilmesi işine yönelik olup; inşa, yenileme veya genişletme işini yapanın kiracı, işletme hakkı sahibi veya malik olup olmaması istisna uygulanmasını etkilemez. Dolayısıyla istisna uygulamasından, liman veya hava meydanlarındaki alanları/yerleri, işletici kuruluşlardan kiralayanların da yararlanabileceği tabiidir.

            Bu istisnanın uygulanabilmesi için alınan mal ve inşaat taahhüt hizmetleri, liman ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi faaliyetlerine ilişkin olmalıdır.

            Bu nedenle mobilya, mefruşat ve benzeri demirbaşlardan liman ve hava meydanının bütünleyici parçası olarak kabul edilmeyenler ile binek otomobili, minibüs,otobüs ve benzeri araç alımları istisna kapsamında değerlendirilmez. İstisna kapsamında değerlendirilmeyecek olan bu alımlara ilişkin yedek parça, yakıt, tadil, bakım ve onarım masrafları ile ana hizmet birimlerinin tadil, bakım, onarım, ısıtma, aydınlatma giderleri, her türlü büro malzemesi, kırtasiye, yiyecek, giyecek gibi alımlar ve temizlik hizmetlerinde de istisna uygulanmaz. " açıklamalarına yer verilmiştir.

            Tebliğin "II/B.6.2. İstisna Uygulaması" başlıklı bölümünde ise; "Liman ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi işlerini fiilen kendisi yapan veya başkasına yaptıran mükellef/genel bütçe kapsamındaki idare tarafından, bu iş için bir proje hazırlanır ve ilgili birime veya makama onaylatılır. Söz konusu proje kapsamında olup istisna kapsamında alınacak mal ve hizmetlere ilişkin liste elektronik ortamda sisteme girilir. Mükellef mal ve hizmetlere ilişkin listeyi elektronik ortamda sisteme girdikten sonra bağlı olduğu/bulunduğu vergi dairesine istisna belgesi almak için başvuruda bulunur." açıklamaları yer almaktadır.

            3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun Kıyının Korunması, Yapı Yasağı ve Kıyıda Yapılacak Yapılar başlıklı 6 ncı maddesinde ise;

            " …

            Kıyıda, uygulama imar planı kararı ile

            …

            c) Organize turlar ile seyahat eden kişilerin taşındığı yolcu gemilerinin (kruvaziyer gemilerin) bağlandığı, günün teknolojisine uygun yolcu gemisine hizmet vermek amacıyla liman hizmetlerinin (elektrik, jeneratör, su, telefon, internet ve benzeri teknik bağlantı noktaları ve hatlarının) sağlandığı, yolcuların ilgili gümrüklü alan hizmetlerinin görüldüğü, ülke tanıtımı ve imajını üst seviyeye çıkaracak turizm amaçlı (yeme-içme tesisleri, alışveriş merkezleri, haberleşme ve ulaştırmaya yönelik üniteler, danışma, enformasyon ve banka hizmetleri, konaklama üniteleri, ofis binalar) fonksiyonlara sahip olup, kruvaziyer gemilerin yanaşmasına ve yolcuları indimeye müsait deniz yapıları ve yan tesislerin yer aldığı kruvaziyer ve yat limanları,

            …

            Yapılabilir." denilmektedir.

            Öte yandan, Limanlar Yönetmeliği'nin 4 üncü maddesinin (ı) bendinde İdarenin: Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğünü ifade ettiği belirtilmektedir.

            KDV Kanununun 13/e maddesinin gerekçesinde yer alan "Ülkemizin coğrafî özellikleri nedeniyle büyük imkânlar vadeden deniz ve hava taşımacılığından beklenen gelişmenin sağlanabilmesi için limanlar ile hava meydanlarının sayı olarak artması ve kalite itibariyle uluslararası standartlara yaklaşması önem taşımaktadır." ifadesi ve Tebliğde yer alan "liman" tanımı dikkate alındığında, söz konusu istisna deniz ve hava taşımacılığını geliştirmek amacıyla yeni limanların yapılmasını ve mevcutların standartlarının artırılmasını teşvik etmektedir.

            Buna göre; Şirketinizce inşa edilecek kruvaziyer yat limanına ilişkin rıhtım, terminal binası, teknik hizmet binası, otopark, ve idari hizmet binaları istisna kapsamında olup, inşa edilecek otel, alışveriş merkezlerine ilişkin mal ve hizmet alımlarının KDV Kanununun 13/e maddesindeki istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

            Ayrıca, liman ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi işleri ile ilgili olarak proje uygulamasına ilişkin açıklamalara KDV Genel Uygulama Tebliğinin "II/B.6.2." bölümünde yer verilmiş olup, firmanız tarafından projenin ilgili birime (Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğüne) onaylatılması, herhangi bir idare tarafından onaylanmamakla birlikte istisna kapsamında olan yerler ile ilgili olarak Belediyeden alınan yapı ruhsatının proje onayı olarak kabul edilmesi, proje kapsamında alınacak mal ve hizmetlere ilişkin listenin elektronik ortamda sisteme girişi yapılmak suretiyle istisnadan faydalanılmasının mümkün olacağı tabiidir.

           Bilgi edinilmesini rica ederim.






(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Gübre üreticisi olmayan firma tarafından gübre hammaddelerinin ithalinde uygulanacak KDV oranı

T.C.
GELİR İDARESİ   BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ   DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef   Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü)


Sayı
:
39044742-KDV 28-83367
20/06/2016
Konu
:
Gübre üreticisi olmayan firma tarafından gübre   hammaddelerinin ithalinde uygulanacak KDV oranı

     


İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, gübre üreticisi olmayan Firmanız tarafından muhtelif gübre hammaddelerinin ithal edilip gübre üreticisi firmalara satışının gerçekleştirildiği belirterek, söz konusu hammaddelerin ithalinde uygulanacak katma değer vergisi (KDV) oranı hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

KDV oranları, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28 inci maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, bu listelerde yer alanlar hariç olmak üzere vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tespit edilmiştir.

29.12.2015 tarihli ve 2015/8353 sayılı BKK ile bazı mallara uygulanacak KDV oranları yeniden belirlenmiştir. Bu kapsamda, 2007/13033 sayılı BKK eki (I) sayılı listeye 20 nci sıra eklenerek; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilen gübreler ile gübre üreticilerine bu ürünlerin içeriğinde bulunan hammaddelerin tesliminde KDV oranı 1.1.2016 tarihinden itibaren % 1 olarak tespit edilmiştir.

Ayrıca, 6663 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 13 üncü maddesi ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin 1 numaralı fıkrasına (ı) bendi eklenmek suretiyle, yukarıda sözü edilen BKK eki (I) sayılı listeye eklenen 20 nci sırada yer alan ürünlerin teslimi 10.2.2016 tarihinden geçerli olmak üzere tam istisna kapsamına alınmıştır.

Bu kapsamda, söz konusu hammaddelerin gübre üreticisi firmalara tesliminin 1.1.2016 tarihinden 10.2.2016 tarihine kadar % 1 oranında KDV' ye tabi tutulması, 10.2.2016 tarihinden sonra ise KDV'den istisna olması gerekmektedir.

Buna göre, gübre üreticisi olmayan Firmanızın ithal edeceği gübre hammaddelerinin ithalat aşamasında genel oranda (% 18) KDV'ye tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.



(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Yenileme fonuna alınan karın yeni inşaa edilecek fabrika binasının finansmanında kullanımı.

T.C.
GELİR İDARESİ   BAŞKANLIĞI
BÜYÜK   MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef   Hizmetleri Grup Müdürlüğü



Sayı
:
64597866-105[328-2016]-2217
05/02/2016
Konu
:
Yenileme fonuna alınan karın yeni inşaa edilecek   fabrika binasının finansmanında kullanımı.

     


            İlgide kayıtlı özelge talep formunda; ... ürünleri imalatı faaliyetinden dolayı Başkanlığımız … vergi kimlik numaralı mükellefi olan şirketinizin hali hazırda ... üretimini yürüttüğü fabrikasının yerine daha geniş ve verimli kullanabileceği bir fabrika inşa edilmesi için ... yıl önce yabancı kaynak kullanmak suretiyle yeni bir fabrika yatırımına başladığı, ... üretiminin teknolojik açıdan özellikli
olması, ürün yelpazesi ve üretim teknolojisinin benzerinin olmaması gibi nedenlerle eski fabrikadan yeni fabrikaya geçiş sürecinin aşamalı yapılmasının zorunlu olduğu, diğer taraftan, yeni fabrika tam ve bir bütün olarak hazırlayıp kullanılabilir hale getirmeden, eski fabrikayı kapatıp elden çıkarmanın işin doğası gereği mümkün olmadığı belirtilerek, şirket faaliyetinden kaynaklanan zaruret gereği ve teknik nedenlerle yeni fabrika binası inşaatına eski fabrika binasının satışından önce başlamak zorunda olduğunuzdan ve eski fabrika binasının satışı da taşınma işlemleri tamamlandıktan sonra gerçekleştirilebileceğinden, eski fabrika binasının satışından elde edilecek karın Vergi Usul Kanununun 328 inci maddesi kapsamında yenileme fonu hesabına aktarılıp aktarılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 328 inci maddesinde; "Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satılması halinde alınan bedel ile bunların envanter defterinde kayıtlı değerleri arasındaki fark kar ve zarar hesabına geçirilir. İşletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerle serbest meslek kazanç defteri tutan mükellefler bu farkı defterlerinde hasılat veya gider kayıt ederler.
            Amortisman ayrılmış olanların değeri ayrılmış amortismanlar düşüldükten sonra kalan meblağdır.
            Devir ve trampa satış hükmündedir.
            Şu kadar ki satılan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi, işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu takdirde satıştan tahassül eden kâr yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir. Her ne sebeple olursa olsun bu süre içinde kullanılmamış olan kârlar üçüncü yılın vergi matrahına eklenir. Üç yıldan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi halinde bu kârlar o yılın matrahına eklenir.
            Yukarıdaki esaslar dahilinde yeni değerlerin iktisabında kullanılan kâr, yeni değerler üzerinden bu kanun hükümlerine göre ayrılacak amortismanlara mahsup edilir. Bu mahsup tamamlandıktan sonra itfa edilmemiş olarak kalan değerlerin amortismanına devam olunur." hükmü yer almaktadır.
            Buna göre;
            - "Yenileme Fonu", iktisadi işletmelere dahil amortismana tabi iktisadi kıymetlerin yenilenebilmesi için bu kıymetlerin satışından doğan kârların bilançonun pasifinde azami üç yıl süre ile bekletilmesini ifade eden bir vergi erteleme yöntemi olarak, işletme içi yatırımları teşvike yönelik bir uygulamadır. Yenileme fonunun iktisadi kıymetin iktisabında kullanılması halinde, bilançonun pasifinde yer alan fon, yeni değer için ayrılacak amortismanlara mahsup edilmektedir.
           - Yenileme fonunun, işletmede inşa/imal edilecek veya satın alınacak aynı nitelikte ve aynı hizmete tahsis edilecek yeni bir iktisadi kıymetin amortismanında kullanılması için, öncelikle iktisadi kıymetin satılmış olması, sonra bu iktisadi kıymetin üretimi için işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olması gerekmektedir.

            Bu itibarla, yenileme fonu uygulamasından yararlandırmayı düşündüğünüz eski fabrika binasının satışı neticesinde oluşan karın, söz konusu satıştan önce inşaatına başlanan fabrika binasının giderlerini karşılamak üzere yenileme fonu uygulamasından yararlandırılması mümkün bulunmamaktadır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.

Fiili olarak başlamayan inşaatın, yapmış olduğunuz harcamalar karşılığında başka bir firmaya devrinde KDV ve belge düzeni hk.

T.C.
GELİR İDARESİ   BAŞKANLIĞI
KAYSERİ VERGİ   DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef   Hizmetleri Grup Müdürlüğü)



Sayı
:
50426076-125[28-2014/20-234]-30
10/02/2016
Konu
:
Fiili olarak başlamayan inşaatın, yapmış olduğunuz   harcamalar karşılığında başka bir firmaya devrinde KDV ve belge düzeni hk.

     


            İlgide kayıtlı özelge talep formunda; şirketinizin kat karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde yapımına başlayacağı inşaat için ruhsat almak üzere başvuru yaptığı, SGK işyeri numarası tesis edildiği, belediyelere inşaat harcı, toprak açma harcı, esenlik kurumları ödemesi, proje tasdik harcı, kanal katılım payı gibi ödemeler yaptığı, ancak fiili olarak inşaata başlamadan söz konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin başka bir firmaya yapmış olduğunuz giderler karşılığında devredildiği, bu giderler karşılığında yansıtma faturası mı veya devir faturası mı düzenleneceği ayrıca, katma değer vergisi (KDV) hesaplanırken sadece KDV li giderler için mi yoksa tamamı için mi hesaplanacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
            I- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
            3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;
            1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu,
            4/1 inci maddesinde, hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu ve bu işlemlerin; bir şeyi yapmak ve işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi, şekillerde gerçekleşebileceği
            hüküm altına alınmıştır.
            Özelge talep formunun incelenmesinden, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ilgili yapılan giderlerin başka bir mükellef adına veya hesabına yapılmadığı, söz konusu giderlerin kat karşılığı inşaat sözleşmesinin gereği olarak yapılan harcamalardan olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ve bu sözleşme gereğince yapılan işlerin üçüncü şahıslara devri ticari faaliyet kapsamında gerçekleştirilen bir hizmet sunumudur.
            Buna göre, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve bu sözleşme gereğince yapılan işlerin şirketiniz tarafından üçüncü şahıslara devri Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesi gereği katma değer vergisine tabi olacak ve devir işlemine ilişkin bedel üzerinden genel oranda (%18) katma değer vergisi hesaplanacaktır.
            II- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci fıkrasında "Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmü yer almakta olup, söz konusu kayıtların aynı kanunun 229 uncu ve müteakip maddelerinde yer alan belgelerden (fatura, gider pusulası, serbest meslek makbuzu vb.) herhangi biri ile tevsik edilmesi gerekmektedir.
            Aynı Kanunun 229 uncu maddesinde, fatura, "satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika" şeklinde tanımlanmıştır.
            Diğer taraftan, yansıtma; ticari faaliyet kapsamında bir işlemin yapılmaması, yapılan iş ve işlemlerde bir gelir elde etme veya kar ve zarar beklentisini taşıyacak herhangi bir unsurun bulunmaması, yasal uygulamalar nedeniyle muhatap olunan ya da diğer bir işletme adına ödeme veya tahsilat yapılması durumlarında, yapılan ödeme veya henüz ödeme yapılmamışsa tahakkuk eden bedellerin asıl muhatabına aktarılmasını ifade etmektedir.
            Bu itibarla, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve bu sözleşme gereğince yapılan işlerin şirketiniz tarafından üçüncü şahıslara devri işleminin yansıtma olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamakta olup, devir tarihinden itibaren yedi gün içerisinde devir bedeli üzerinden fatura düzenlemeniz gerekmektedir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.

Şubeler tarafından yapılan tahsilat ve ödemelerde tevsik zorunluluğu hk.

T.C.
GELİR İDARESİ   BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü



Sayı
:
11395140-105[MÜK257-2015/VUK1-19509]-10983
10/02/2016
Konu
:
Şubeler tarafından yapılan tahsilat ve ödemelerde   tevsik zorunluluğu hk.

     


            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; firmanızın değişik adreslerde ... şubesinin olduğu ve her bir şubenin birbirinden bağımsız olarak ticari faaliyetine devam ettiği, bir firma tarafından aynı gün içerisinde farklı şubelerinizden mal alışında bulunulduğu, bu durumda aynı firma tarafından aynı gün içinde yapılan mal alışlarının şube bazında tevsik zorunluluğuna ilişkin haddi geçmediği ancak iki veya daha fazla şubeden yapılan mal alışlarının toplamının haddi geçtiği, şubeler bağımsız olduğu için bir müşterinin diğer şubelerinizden mal alımının takip edilemediği belirtilerek bu tür ödemelerin aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması gerekip gerekmediği konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
            213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde Maliye Bakanlığına mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini bankalar, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme yetkisi verilmiştir.
            Konuyla ilgili yayımlanan 459 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin (4.1.) bölümünde tevsik zorunluluğu kapsamında olanların, kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlarla yapacakları, 7.000 TL'yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemelerini aracı finansal kurumlar kanalıyla yapmalarının ve bu tahsilat ve ödemelerini söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmelerinin zorunlu olduğu, (4.1.1.) bölümünde ise aynı günde aynı kişi veya kurumlarla yapılan işlemlerin toplam tutarının belirlenen haddi aşması durumunda, işlemlerin her biri işlem bazında belirlenen haddin altında kalsa bile, aştığı işlemden itibaren işleme konu tahsilat ve ödemelerin de aracı finansal kurumlar aracılığıyla yapılmasının zorunlu olduğu açıklanmıştır.
            Buna göre, merkez ve şube hesaplarının aynı defterde izlenmesi halinde, işlemin yapıldığı yere bakılmaksızın aynı günde aynı kişi veya kurumlarla yapılan 7.000 TL'yi aşan tutardaki tahsilat ve ödemelerin aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunlu bulunmaktadır. Ancak, merkez ve şube için ayrı ayrı kanuni defter tutulması halinde tevsik zorunluluğu her bir yer için ayrı ayrı dikkate alınacaktır.
            Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

Vekalet ücretlerinde serbest meslek makbuzunun kimin adına ve nasıl düzenleneceği.

T.C.
GELİR İDARESİ   BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
MÜKELLEF   HİZMETLERİ USUL GRUP MÜDÜRLÜĞÜ



Sayı
:
11395140-105[236-2015/VUK-1-18922]-11024
10/02/2016
Konu
:
Vekalet ücretlerinde serbest meslek makbuzunun kimin   adına ve nasıl düzenleneceği.

     


            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; avukatlık faaliyetiyle iştigal ettiğinizi belirterek davalı kurum aleyhine Vergi Mahkemelerinde açılan ve kazanılan davalarla ilgili icra dairelerince borçludan alınarak tarafınıza ödenen vekalet ücretlerine ilişkin serbest meslek makbuzunu kimin adına düzenleyeceğiniz hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci fıkrasındaki "Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmü uyarınca vergi sistemimiz mükelleflerin mal teslimi, hizmet ifası ve diğer muameleler sebebiyle bir vesika düzenlenmesini benimsemiştir. Buna göre, söz konusu işlemlerin mezkûr Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan belgelerden herhangi birisi ile tevsik edilmesi gerekmektedir.

            Aynı Kanunun 236 ncı maddesinde, serbest meslek erbabının mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşterinin de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetinde olduğu hüküm altına alınmıştır.

            Öte yandan, konuyla ilgili olarak yayımlanan 375 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, icra dairelerince borçludan alınarak müvekkili adına takibat yapan alacaklı taraf avukatına ödenmesine karar verilen avukatlık (vekalet) ücretlerinin avukata ödendiği anda, avukat tarafından borçlu adına en az iki nüsha serbest meslek makbuzu düzenleneceği ve bir nüshasının ödemeyi yapan memura verileceği açıklamalarına yer verilmiştir.

            Buna göre, dava sonunda mahkeme ilamına göre borçludan alınarak icra dairelerince müvekkili adına takibat yapan alacaklı taraf avukatına ödenmesine karar verilen avukatlık (vekalet) ücretlerinin icra dairesince avukata ödendiği anda, avukat tarafından borçlu adına en az iki nüsha serbest meslek makbuzu düzenlenmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, vekalet ücretinin davayı kazanan tarafından, borçludan tahsil edilerek kendisini temsil eden avukata intikal ettirilmesi durumunda ise genel hükümler çerçevesinde avukatların davayı kazananlar adına serbest meslek makbuzu düzenlemeleri gerektiği tabiidir.

            Bilgi   edinilmesini rica ederim.   

Serbest bölgede üretilen yazılım programının elektronik transfer yöntemi ile ihraç edilmesi durumunda ücret istisnasından yararlanılıp yararlanılmayacağı.

T.C.

GELİR İDARESİ   BAŞKANLIĞI

 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef   Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

62030549-125[6-2015/206]-13427

17/02/2016

Konu

:

Serbest bölgede üretilen yazılım programının   elektronik transfer yöntemi ile ihraç edilmesi durumunda ücret istisnasından   yararlanılıp yararlanılmayacağı.

 

     

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketinizin 2012 Temmuz ayından itibaren İstanbul Atatürk Havalimanı Serbest bölgesinde faaliyet gösterdiği, serbest bölgede üretmekte olduğunuz bilgisayar oyunu yazılımlarının %100'ünün yurt dışına ihraç edildiği, bu yazılımların teslimatının internet üzerinden dijital olarak yapıldığı ve bunun Serbest Bölge İşlem Formu ile gerçekleştirildiği, 2012 ve 2013 yıllarında serbest bölgedeki çalışanlarınızın gelir vergisi istisnasından yararlandığı ancak bu yıl için söz konusu istisnadan yararlanmak üzere başvurulduğunda, üretilen yazılımın CD olarak gönderilmesinin ve gümrük beyannamesi düzenlenmesinin zorunlu olduğu aksi durumda söz konusu istisnadan yararlanılmayacağı hususunun tarafınıza bildirildiği belirtilerek, hazırlanan programın elektronik transfer yöntemi ile gerçekleştirilmesi durumunda serbest bölgede istihdam edilen personele ödenecek ücretlerin 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu kapsamında gelir vergisi istisnasından yararlanıp yararlanamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

            25/11/2008 tarihli ve 27065 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5810 sayılı Kanun'un 7'nci maddesiyle değiştirilen ve 01/01/2009 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun geçici 3'üncü maddesinde;

 

            "Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar;

            ...

 

            b) Bu bölgelerde üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az % 85'ini yurt dışına ihraç eden mükelleflerin istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler gelir vergisinden müstesnadır. Bu oranı % 50'ye kadar indirmeye ve kanuni seviyesine kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Yıllık satış tutarı bu oranın altında kalan mükelleflerden zamanında tahsil edilmeyen vergiler cezasız olarak, gecikme zammıyla birlikte tahsil edilir.

 

            ..."

 

            hükmüne yer verilmiştir.

 

            Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar ayrıntılı olarak 12/03/2009 tarihli ve 27167 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 Seri No'lu Serbest Bölgeler Kanunu Genel Tebliğinde yapılmıştır.

 

            Söz konusu Tebliğin "3.1. Üretilen Ürünlerin FOB Bedeli" başlıklı bölümünde;

 

            "3218 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesi uyarınca, 1/1/2009 tarihinden geçerli olmak üzere, serbest bölgelerde faaliyette bulunan mükellefler tarafından bölgelerde üretilen ürünlerin toplam FOB bedelinin en az % 85'inin yurt dışına ihraç edilmesi kaydıyla, istihdam edilen personele ödenen ücretler gelir vergisinden istisna edilmiştir.

 

            Bölge içinde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin üretime ilişkin istihdam ettikleri tüm personele ödedikleri ücretler gelir vergisinden istisna edilecektir. Üretim faaliyeti ile birlikte başka konularda da faaliyette bulunan mükelleflerin satış, pazarlama, muhasebe, lojistik vb. departmanlarda çalışan personelleri de istisna kapsamında değerlendirilecektir."

 

            açıklamasına,

 

            Aynı tebliğinin "3.6. Yazılım Faaliyetleri" başlıklı bölümünde;

 

            "Yazılım: bir bilgisayar, iletişim cihazı veya bilgi teknolojilerine dayalı bir diğer cihazın çalışmasını ve kendisine verilen verilerle ilgili gereken işlemleri yapmasını sağlayan komutlar dizisinin veya programların ve bunların kod listesini, işletim ve kullanım kılavuzlarını da içeren belgelerin ve hizmetlerin tümünü ifade eder.

 

            Tanıma uygun bir programın ticari amaçla CD şeklinde hazırlanması ve fiziki mal olarak fiilen ihraç edilmesi halinde, bu yazılım faaliyeti kapsamında serbest bölgede fiilen istihdam edilen personele ödenen ücretler Kanunda belirtilen şartları taşıması koşuluyla gelir vergisinden istisna edilecektir.

 

            Yazılım faaliyetinin istisna kapsamında değerlendirilebilmesi için;

 

            - Söz konusu faaliyetin münhasıran ve fiilen serbest bölgede yapılması,

 

            - İşyeri alt yapısının ve teknik donanımının bu faaliyetin yapılmasına müsait olması,

 

            - Ürünün, gümrük çıkış beyannamesi ve YMM faaliyet raporu ile fiili ihracatın gerçekleştiğinin tevsik edilmesi gerekir." 

 

            açıklamasına yer verilmiştir.

 

            Öte yandan, Serbest Bölgeler Kanunu /2 Sirkülerinde;

 

            "1 Seri No.lu Serbest Bölgeler Kanunu Genel Tebliği uyarınca, 3218 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesi kapsamında serbest bölgede üretim faaliyetinde istihdam edilen personele ödenen ücretlerin gelir vergisi istisnası uygulamasından yararlanabilmesi için, serbest bölgede üretilerek ihraç edilen ürünlerin FOB bedelinin en az %85'inin yurt dışına ihraç edildiğinin gümrük çıkış beyannamesi ile tevsik edilmesi zorunludur.

 

            Ancak, serbest bölgede üretilen ürünlerin yurt dışına ihracında gümrük çıkış beyannamesi düzenlenmesinin zorunlu olduğu durumlar haricinde, ilgili mevzuata göre serbest bölgede üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az %85'inin yurt dışına ihraç edildiğinin "Serbest Bölge İşlem Formu" ile belgelendirilmesi halinde de 3218 sayılı Kanun kapsamında gelir vergisi istisnası uygulamasından faydalanılması mümkündür."

 

            açıklaması yapılmıştır.

 

            Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, yazılım programı faaliyetinin münhasıran ve fiilen serbest bölgede yapılması, işyeri alt yapısının ve teknik donanımının bu faaliyetin yapılmasına müsait olması, ürünün gümrük çıkış beyannamesi ve YMM faaliyet raporu ile fiili ihracatın gerçekleştiğinin tevsik edilmesi ve CD şeklinde hazırlanarak fiziki mal olarak fiilen ihraç edilmesi halinde istisnadan yararlanılması mümkün bulunmaktadır. Ayrıca, Serbest bölgede üretilen ürünlerin yurt dışına ihracında gümrük çıkış beyannamesi düzenlenmesinin zorunlu olduğu durumlar haricinde, ilgili mevzuata göre serbest bölgede üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az %85'inin yurt dışına ihraç edildiğinin "Serbest Bölge İşlem Formu" ile belgelendirilmesi halinde de 3218 sayılı Kanun kapsamında gelir vergisi istisnası uygulamasından faydalanılması mümkündür.

 

 

            Öte yandan, elektronik transfer yöntemi ile gönderilen yazılım programlarının fiilen ihracatının gerçekleştiğinin tevsikine ilişkin olarak gümrük mevzuatında değişiklik yapılması halinde, bu hususun ayrıca değerlendirilmesi mümkün bulunmaktadır.

 

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.